Prostat Kanseri Hakkında Geniş Bilgi

Prostat bezi kanseri dünya genelinde erkek cinsiyetinin en yaygın ikinci kanser hastalığıdır. Yapılan son araştırmalarda dünyada 900.000 hastaya prostat bezi kanseri teşhisi konmuş ve 258.000 hasta bu hastalıktan dolayı hayatını kaybetmiştir. Prostat bezi kanserinin klinik gidişatı çeşitlidir ve mikroskobik, klinik öneme sahip olmayan türevleri ve daha agresif türeyen cinsler olarak ayrılmaktadır.

Prostat spesifik antijen (PSA) testinin uygulamasından sonra prostat bezinin kanseri teşhislerinde bir hayli artış yaşanmıştır. Şu anda ise prostat bezi kanseri vakaları her yıl % 1 oranında artmaya devam etmektedir. Bu artışın nedeni tam olarak tespit edilemese de, muhtemeldir ki, çevre ve genetik faktörler burada önemli bir etkiye sahiptir.

Prostat bezi kanseri teşhisi konulmuş erkek hastalarının %80’inde de prostat bezinin biyopsisi kanda PSA seviyesinin yüksek olması dolayısıyla yapılmaktadır. Fakat prostat bezi kanserinin erken tanısında parmakla rektal muayenenin rolü büyüktür. Öyle ki, %20 oranında prostat bezinde kitlenin belirlenmesi ve biyopsi yapılmasına parmakla rektal muayene sonucunda karar verilir.

PSA veya prostat spesifik antijen yalnızca prostat bezi hücreleri tarafından salgılanan bir proteindir. Ancak prostat spesifik antijen prostat bezi kanserine spesifik değildir. Öyle ki, prostatın diğer hastalıkları da dahil olmak üzere, prostatit de PSA seviyesini etkileyebiliyor.

Araştırmalar gösteriyor ki, PSA temelinde yapılan skrining (risk grubuna ait hastalar arasında PSA seviyesinin belirlenme testi) ile daha çok prostat bezi kanseri halleri belirlenir. Bilindiği gibi, 1980 yılında PSA testinin uygulamasından sonra prostat bezi kanseri hastalarınınn sayısı artmıştır.

PSA testinin doğruluğunu artırmak için çeşitli yöntemler kullanılır:

PSA düzeyinin yaşa uygunluğu. Erkeklerin yaşlanması ile PSA seviyesinde artış gözlenir.

PSA yoğunluğu. Prostat bezinin hacmi büyüdükçe, prostat bezi hücreleri tarafından PSA proteinin salgılanmasında da artmış meydana gelir. PSA yoğunluğu prostat bezi hacminin PSA düzeyine bölünmesi ile belirlenir. Parmakla rektal muayene ile prostat bezinin net boyutunu belirlemek mümkün değildi. Bu amaçla ya USM (Ultrason Muayenesi), ya da KT veya MRT görüntülemesi yapılır.

PSA fraksiyonu. PSA düzeyi hem birleşik, hem de serbest biçimde belirlenir. Genel PSA seviyesine oranla serbest PSA düzeyinin belirlenmesi ( Serbest PSA / Genel PSA ) özel öneme sahiptir. Öyle ki, bu oranın yüksek olması ( +%30 ) zararsız bir sürece işaret eder, düşük olması ( -%10) ise prostat kanseri ile ilişkilendirilir.

PCa3. PCa3 genellikle parmakla rektal muayene ve prostat masajından sonra toplanan idrarda atanır. Bu test bazı klinik durumlarda PSA ile birlikte kullanılır.

PSA yıllık artış hızı. PSA seviyesinin yıllık artış hızı çok bilgilendiricidir. Gerçi, hastanın yaşı arttıkça PSA artış hızı da artmış olsa da, belir bir artış hızının üzerine çıkması rahatsızlığa sebep oluyor. Tavsiyelere göre:

PSA 2.5-4 nq / ml olan hastalarda PSA yıllık artış hızı > 0.35 nq / ml ise, prostat bezinin iğne biyopsisi gözden geçirilmelidir.

PSA 4-10 nq / ml olan hastalarda PSA yıllık artış hızı > 0.75 nq / mı ise, prostat bezinin biyopsisi gereklidir.

PSA testi ile hastaların birçoğunda skrining’e dair bir takım tartışmalı konular kalmaktadır. PSA testi ile daha çok prostat bezi kanserinin belirlenmesine rağmen, birçok hastadaa yüksek PSA biyopsisinin çıkarılıp hayati tehlikesi bulunmayan prostat bezi kanserinin tedavisinin başlanmasına ve bu tedavinin yan etkilerinden muzdarip olmalarına neden oluyor. Bunun yanı sıra PSA düzeyi yüksek olan hastalarda prostat bezinin biyopsisi sonradan negatif olur. Bu nedenle, PSA skrining testinin özellikle seçilmiş nüfus grubu arasında yapılması (en az 10 yıl ömrü olan hastalar) uygundur.

Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat bezi kanserinin erken aşamalarında çoğu hastalar asemptomatik olmaktadır. İdrarın sıklaşması, idrara yapmanın zorlaşması, geceleri idrar kesesini boşaltmahissiyatı (noktüri) ve idrar kesesinin tam boşaltılamaması( kalıntı idrar ) belirtileri sık görülse de, daha çok prostat bezi kanseri ile birlikte gözlenen prostatın büyümesiyle ile öne çıkar.

Prostat bezi kanserinde hematüri ve hematospermi çok nadiren görülür. Ancak yaşlı hastalarda bu belirtilerin varlığı prostat bezi kanserinin gözden geçirilmesi ve istisna edilmesini gerektirir. Bu semptomlar hem de prostattazararsız hiperplazi hallerinde görülür ve daha bu hastalıkla ilgilidir.

Metastaz yapmış prostat bezi kanserinin ilk kez dikkati çeken semptomlarından biri kemiklerde ağrı olmasıdır.

Prostat bezinin muayenesinde patolojik olarak tespit edilen (düğümler, kabızlık veya asimetri) hastalar, prostat bezinin biyopsisi amacıyla üroloğa yönlendirilmelidir. Biyopsi sırasında elde edilmiş doku örneğinin histo – patolojik muayenesi ile histoloji tanı yapılmalıdır. Prostat bezinin biyopsisi hem parmakla rektal muayenede patolojik değişiklikler tespit edildiğinde, hem de skrining sırasında hastada kanda PSA seviyesi yüksek olduğunda atanabilir.

prostat-kanserinde-erken-teshisProstat bezinin biyopsisi genellikle transrektal US kontrolünde transrektal yapılır. Transrektal US (TRUS) muayenesinde prostat bezi kanseri hipoekojen alan gibi görünebilir. Tüm durumlarda TRUS sadece biyopsi için yön vermek amacıyla kullanılmalıdır. TRUS muayenesi en başta tanı yöntemi olarak kullanılmamalıdır.

Bazı durumlarda prostatın biyopsisi aralıksız yolla da yapılabilir. Bu yaklaşım genel anestezi ya da en azından hastanın yatmasını gerektirir. Fakat, belirtilmelidir ki, aralıksızbiyopsi sırasında enfeksiyon riski daha düşüktür.

MRT görüntülenmesi altında prostat bezinin biyopsisi de son yıllarda gözden geçirilmektedir. Eskiden birkaç kez yapılmış biopsiler negatif sonuçlar vermiş fakat kanda PSA seviyesi büyümeye devam eden hastalarda MRT kontrolünde biyopsi yapılabilir.

Unutulmamalıdır ki, biyopsi için ince iğne biyopsisinden farklı olarak daha büyük çaplı iğne kullanılıyor ve bu durumdan en az 12 farklı noktadan ( bezin zirvesi, ortası ve düşük bölümünden ) doku örnekleri alınır.

Vurgulanması gereken bir nokta da, prostat bezinin biyopsisi sırasında elde edilmiş doku örneğinin histoloji muayenesinde kanser hücrelerinin tespit edilmemesi (yani biyopsinin negatif olması), prostat bezi kanserini tam ortadan kaldırmaz. Biyopsi sırasında doku örnekleri alınır ve iğne kanser hücreleri olan alandan geçmeye de bilir. Eğer hastada PSA düzeyi sürekli olarak artıyorsa ve / veya prostat bezi kanserine delâlet eden diğer semptom ve belirtiler tespit edilirse, biyopsi tekrar yapılmalıdır.

Bakınız: Prostat Kanseri Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi