Web sitemize hoşgeldiniz, 11 Aralık 2017

Meme Kanseri: Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Meme Kanseri Nedir?

Sağlıklı meme hücrelerinde değişiklik olması ve bu hücrelerin anormal şekilde kontrolsüz büyümesi ile birlikte “tümör” adı verilen bir kitle oluşur. Tümör, kanserli veya iyi huylu (benign) olabilir. Kanserli tümör kötü huylu (malign) ise, büyüyebilir ve vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir, anlamına gelir. İyi huylu tümör de büyüyebilir, ancak yayılacak anlamına gelmez.

Kanser vücudun diğer kısımlarında büyüğünde ya da meme kanseri hücreleri kan damarları ve/veya lenf damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine taşındığı zaman meme kanseri yayılır. Buna “metastaz” denilmektedir. Meme kanseri en sık bölgesel lenf düğümlerine yayılır. Bölgesel lenf nodları koltuk altında, boyunda, göğüs kemiği altında ya da sadece köprücük kemiği üstünde bulunur. Kanser vücutta en sık kemik, akciğer ve karaciğere yayılır. Daha az sıklıkta, meme kanseri beyne yayılabilir. Kanser ilk tedaviden sonra geri gelirse, yani nüksederse; meme ve/veya bölgesel lenf nodlarında lokal olarak tekrarlayabilir. Ayrıca vücudun başka bir yerinde nüksedebilir.

Meme Kanseri Türleri

Çoğu meme kanseri, kanallarda ve lobüllerde başlar. En yaygın iki meme kanseri çeşitleri; duktal karsinom veya lobüler karsinomdur.

a) Duktal Karsinom: Bu kanserler süt kanallarını kaplayan hücrelerde başlar ve meme kanserlerinin çoğunluğunu oluştur.

  • Duktal karsinoma in situ (DKİS): Sadece kanal içinde bulunan, yayılma göstermeyen bir ön kanserdir.
  • İnvaziv veya infiltratif duktal karsinoma: Kanalın dışına yayılmış invaziv kanser türüdür.

b) Lobüler Karsinom: Lobüllerde başlayan kanser türüdür.

  • Lobüler karsinoma in situ (LCIS): LCIS sadece lobüllerde yer almaktadır. LCIS kanser olarak kabul edilmez. Ancak göğsün birinde LCIS olması, gelecekte iki göğüste de invaziv meme kanseri gelişimi için bir risk faktörü olabilir.
  • İnvaziv veya infiltratif lobüler karsinoma: Lobül dışına yayılmış invaziv kanser türüdür.

Meme kanserinin daha az yaygın türleri şunlardır:

  • Medüller
  • Müsinöz
  • Tübüler
  • Metaplastik
  • Papiller
  • İnflamatuvar meme kanseri (İMK); tüm meme kanseri vakalarının %1 ila %5’ini oluşturur ve daha hızlı büyüyen bir kanser türüdür.
  • Paget hastalığı; meme kanalları içinde başlayan bir kanser türüdür. Genellikle “in situ” olmasına rağmen, invasif kanser de olabilir.

Meme Kanseri Alt Türleri:

Meme kanseri genellikle hastalığın 3 alt türünden oluşur. Kanser hücresi dışındaki özel reseptörler, meme kanseri alt türünü belirlemeye yardımcı olur:

  • Hormon reseptörü pozitif: Östrojen reseptörlerini (ER) ve progesteron reseptörlerini (PR) ifade eden meme kanserlerine “hormon reseptör pozitif” denir. Bu kanserler östrojen ve/veya progesteron hormonlarının büyümesine bağlı olabilir. Hormon reseptörü pozitif kanserleri, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, ancak postmenopozal kadınlarda daha sık olabilir. Tüm meme kanserlerinin yaklaşık %60 ila %75’inde östrojen ve/veya progesteron reseptörleri vardır.
  • HER2 pozitif: Meme kanseri vakalarının yaklaşık %20 ila %25’i insan epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2) olarak adlandırılan genin büyümesine bağlıdır. Bu kanserler HER2 pozitif olarak adlandırılır; aşırı sayıda HER2 reseptörleri veya HER2 geni kopyaları vardır. HER2 geni kanser hücreleri üzerinde bulunan ve tümör hücresi büyümesi için çok önemli olan bir proteini üretir. Bu kanser türü daha hızlı gelişebilir. HER2-pozitif kanseri için kullanılabilecek birkaç çok etkili ilaç vardır.
  • Üçlü negatif: Bir kişide saptanan tümör ER, PR veya HER2 ifade etmiyorsa, bu tümöre “üçlü negatif” denir. Üçlü-negatif meme kanseri, invaziv meme kanserlerinin %15’ini oluşturur. Meme kanserinin bu türü, hormon reseptörü-pozitif meme kanserinden daha hızlı gelişebilir. Bu tip meme kanseri kemoterapiye daha duyarlı

Metaplastik meme kanseri, üçlü-negatif meme kanseri türüdür. Metaplastik meme kanseri, meme bezleri gibi hücrenin bir türünde başlayan kanser olarak tanımlanır ve birçok farklı hücre tipine dönüşür. Çoğu zaman, metaplastik meme kanseri epitel hücrelerinde başlar. Daha sonra, skuamöz ya da glandüler olmayan hücrelere dönüşür. Metaplastik meme kanseri daha hızlı büyüyebilir ve yayılabilir. Buna ek olarak, tanı koyulana kadar lenf bezlerine yayılmış olması muhtemeldir.

Üçlü-negatif meme kanseri, BRCA1 olarak adlandırılan gen mutasyonu olan kadınlarda en sık görülen meme kanseri türüdür. Üçlü-negatif meme kanseri genç kadınlarda, özellikle genç siyahi kadınlarda daha yaygın görünür.

Meme Kanseri Belirtileri ve Bulguları

meme kanseri semptomlarıMeme kanseri olan kadınlar meme değişiklikleri veya belirtileri ile de karşılaşabilirler. Ancak tanı koyulduğu zaman pek çok kadında bu semptom ve bulgulara rastlanmaz. Göğüste meydana gelen belirtiler ve bulgular, kanser olmayan başka bir sağlık durumundan kaynaklı olabilir.

Aşağıda yer alan belirtiler ve bulgulardan biri veya daha fazlası varsa, doktorunuza danışmalısınız:

  • Göğüste ya da koltuk altında sert bir yumru veya kalınlaşma varsa
  • Memenin büyüklüğü ve şeklinde değişiklik olması
  • Meme başında aniden oluşan akıntı; kanlı ya da tek bir göğüste olabilir.
  • Meme ucunun içe doğru dönmesi ya da meme ucunda ağrı gibi fiziksel değişiklikler
  • Çukurlaşma, büzüşme, pul pul döküntü ya da kırışıklıklar gibi cilt tahrişi ve değişiklikler
  • Döküntü veya çukurlaşma ile portakal kabuğu görünümünü alan kırmızı, şişmiş göğüsler
  • Özellikle geçmeyen göğüs ağrısı. Ağrı genellikle meme kanseri belirtisi değildir, ancak bir doktora rapor edilmelidir.

Meme Kanseri Tanısı

meme kanseri tenısıDoktorlar meme kanseri tanısı koymak, kanserin koltuk altı lenf düğümlerine ve vücudun diğer kısımlarına yayılıp yayılmadığını öğrenmek için birçok tanı testi kullanırlar. Kanser türlerinin çoğu için, biyopsi kanserin kesin tanısını yapmak için tek yoldur. Eğer biyopsi mümkün değilse, doktorun tanı koymasına yardımcı olacak diğer tanı testleri önerilir. Görüntüleme testleri, kanserin yayılmış olup olmadığını öğrenmek için kullanılabilir.

Aşağıda meme kanseri türünü teşhis etmek için kullanılan tanı testi seçenekleri yer almaktadır, ancak bu testler herkeste kullanılmaz.

Doktorunuz sizin için bir tanı testi seçerken bu faktörleri göz önünde bulundurur:

  • Yaş ve sağlık durumu
  • Şüphelenilen kanser türü
  • Belirtiler ve bulgular
  • Önceki test sonuçları

Olası bir meme kanserini değerlendirmek için gerekli test dizisi genellikle kişi tarafından memede kitle fark edilip doktora gittiğinde ve mamogram testinde kitle veya anormal kalsifikasyonlar keşfedildiğinde ya da klinik muayene sırasında memede yumru veya nodül fark edildiğinde başlar. Daha az yaygın olarak,  göğüste şişlik veya kırmızılık olduğunda ya da kolun altında kitle veya nodül hissedildiğinde doktora başvurulduktan sonra bir dizi test ile meme kanseri tanısı konur.

Aşağıdaki testler meme kanseri tanısı koymak ya da kanser teşhisi sonrası takibi için kullanılabilir.

a) Görüntüleme Testleri

MamogramAşağıdaki görüntüleme testleri, meme taraması sırasında bulunan şüpheli bir alan hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla yapılabilir.

  • Tanısal Mamografi: Tanısal mamografi, göğüsten daha fazla görüntü alınmasını içerir ve mamografi ile benzerdir. Çoğunlukla meme başı akıntısı veya yeni yumru ya da değişiklikler ortaya çıkarsa kullanılmaktadır. Tanısal mamografi, mamogram üzerinde şüpheli bir şey bulunursa da kullanılabilir.
  • Ultrason: Ultrason, meme dokusunda bir görüntü oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgalarının kullanımıdır. Ultrason çoğunlukla kanserli olan veya kanserli olmayan içi sıvı dolu kisti ayırt edebilir.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Meme MR’ı, meme kanseri tanısı konulduktan sonra diğer göğüste de kanser olup olmadığını kontrol etmek ya da hastalığın meme boyunca ne kadar büyüdüğünü öğrenmek için kullanılabilir. Ayrıca, göğüs kanseri riski çok yüksek bazı kadınlar için, mamografi ile birlikte kullanılabilir.

b) Biyopsi

Biyopsi, mikroskop altında incelenmesi için küçük bir miktar doku örneğinin kaldırılması prosedürüdür. Diğer testler kanserin mevcut olduğunu iddia edebilir, ama sadece biyopsi ile kesin tanı yapılabilir. Doku örneği toplamak için kullanılan teknik ve/veya iğne boyutuna göre sınıflandırılmış biyopsilerin farklı türleri bulunmaktadır.

Biyopsi Örneği Analizi

Biyopsi sırasında çıkarılan örnek doktorun kanserin spesifik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmasına ve tedavi seçeneklerini belirlemesine yardımcı olur.

  • Tümör Özellikleri: Mikroskop altında tümörün incelenmesi invaziv veya in situ, duktal veya lobüler olup olmadığını belirlemek ve kanserin lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını anlamak için kullanılır. Tümörün marjları veya kenarları da incelenir ve tümörden aralarındaki mesafe marjı ölçülür.
  • ER ve PR: Bu testler, hastanın her ikisi için nüks riskini belirlemeye ve nüks riskini azaltacak olası tedavi türünü seçmeye yardımcı olur. Genellikle hormon tedavisi ER-pozitif ve/veya PR-pozitif kanserler için iyi çalışır.
  • HER2: HER2 durumu, ilaçlarla HER2 reseptörü hedefini belirlemeye yardımcı olur, örneğin antikor tedavisi trastuzumab (Herceptin), kanser tedavisinde yardımcı olabilir. Buna ek olarak, HER2-pozitif tümörlerin yaklaşık %50’sinde hormon reseptörleri vardır, her iki hormondan da yararlanabilirler ve HER2’e yönelik tedavidir.
  • Derece: Tümör derecesi, aynı zamanda biyopsi ile belirlenebilir. Derece, kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelerden ne kadar farklı olduğu, yavaş ya da hızlı büyüdüklerini belirlemek anlamına gelir. Üç derece vardır: G1 (iyi diferansiye), G2 (Orta derecede diferansiye), G3 (kötü diferansiye).

Doktorunuz tümöre özgü spesifik genler, proteinler ve diğer faktörleri belirlemek için tümör örneği üzerinde ek laboratuar testleri önerebilir.

Ayrıca BakınızBiyopsi Nedir ve Nasıl Yapılır?

c) Kan Testleri

Doktorunuz kanser hakkında daha fazla bilgi edinmek için ayrıca kan testleri isteyebilir.

Tam Kan Sayımı: Tam kan sayımı, bir kişinin kan örneğinde kırmızı kan hücreleri ve beyaz kan hücreleri gibi farklı hücre tipleri sayısını ölçmek için kullanılır. Kemik iliğinin iyi çalıştığından emin olmak için yapılır.

Serum Kimyası: Bu testler genellikle eğer kanser yayışmışsa anormal olma ihtimaline karşın elektroitler olarak adlandırılan potasyum ve kalsiyum, enzimler olarak adlandırılan özel proteinler gibi kandaki minerallere bakmak için yapılır. Bununla birlikte, kanserli olmayan pek çok durum bu testlerde değişikliklere neden olabilir ve kanser için spesifik değildirler.

  • Alkalen fosfataz, karaciğer, kemik veya safra kanalına yayılmış hastalık ile ilişkili olabilen bir enzimdir.
  • Kalsiyumun kandaki seviyesi kanser kemiğe yayıldığında yüksek olabilir.
  • Toplam bilirubin sayısı ve alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST) karaciğer fonksiyonlarını değerlendirir. Bu maddelerin herhangi birinin yüksek düzeyde olması, karaciğer hasarını gösterebilir, kanserin bu organa yayıldığını işaret edebilir.

Hepatit Testleri: Bunlar hepatit B ve/veya hepatit C’ye maruz kalmadan önce kanıtı kontrol etmek için kullanılabilir. Eğer aktif hepatit B enfeksiyonu kanıtı varsa, kemoterapi almadan önce virüsü bastırmak için özel bir ilaç almanız gerekebilir. Bu ilaç olmadan, kemoterapi virüsün büyümesine ve karaciğer hasarına neden olabilir.

Kanda Tümör Belirleyicisi (markır) Testler: Serum tümör belirteçleri bir kişinin kanında tümör proteinlerdir. Serum tümör marker seviyesi yüksekse, kanser ya da kanserli olmayan bir duruma bağlı olabilir. Tümör marker testleri erken evre meme kanseri için tavsiye edilmez. Çünkü belirteçler genellikle yüksek değildir, ancak semptomlar ve görüntüleme testleri ile birlikte tekrarlayan veya metastatik hastalığın gelişimini izlemek için yararlı olabilir.

Ek Testler:

Doktorunuzun önerdiği testler kanserin yayılmış olup olmadığına ve tıbbi geçmişinize, semptomlara, hastalığın meme ve lenf düğümlerinde ne kadar büyüdüğüne, fiziksel muayene sonuçlarına bağlı olarak değişen evresine göre değerlendirmek için tavsiye edilir. Bu testlerin birçoğu ameliyat sonrasına kadar yapılabilir. Bu testler genellikle yalnızca ileri evre hastalığı olan hastalar için tavsiye edilir. Erken evre meme kanseri olan hastaların çoğu için ek görüntüleme testleri gerekmez.

  • X-ray
  • Kemik taraması
  • Bilgisayarlı tomografi (BT) taraması
  • Pozitron emisyon tomografisi (PET) taraması

Tanısal testler tamamlandıktan sonra, doktorunuz sizinle birlikte tüm sonuçları gözden geçirecektir. Eğer tanı kanser ise, bu sonuçlar doktorun kanser evresini tanımlamasına yardımcı olur. Eğer meme dışında şüpheli bölge varsa, en az bir alanda kanser teşhisini doğrulamak için mümkünse biyopsi yapılabilir.

Meme Kanseri Tedavi Seçenekleri

Meme kanseri biyolojisi ve davranışları tedavi planını etkiler. Bazı tümörler küçüktür ama hızlı büyür, diğerleri ise büyüktür ve daha yavaş gelişir. Tedavi seçenekleri ve öneriler çok kişiselleştirilmiştir ve çeşitli faktörlere bağlıdır:

  • Tümör evresi
  • Hormon reseptör durumu (ER, PR) ve HER2 durumu da dahil olmak üzere tümör alt tipi
  • Genomik belirteçler
  • Hastanın yaşı, genel sağlığı ve tercihleri
  • Hastanın menopoz durumu
  • Kalıtsal meme kanseri genlerinde bilinen mutasyonların varlığı, BRCA1 veya BRCA2 gibi

Meme kanseri bakım ekibi, her hasta ve meme kanserine göre spesifik bir tedavi belirlese de, göğüs kanserinin tedavi edilmesi için bazı genel adımlar vardır.

DCIS ve erken evre invaziv meme kanserinin her ikisi için, doktorlar tarafından genellikle tümörü çıkarmak için ameliyat önerir. Tümörün kaldırıldığından emin olmak için tümör çevresindeki küçük bir alandaki sağlıklı dokular da kaldırılır. Cerrahinin amacı görünür tüm kanseri kaldırmak olmasına rağmen, mikroskobik hücreler meme veya başka bir yerde ya da geride bırakılabilir. Bazı durumlarda, başka bir ameliyat ile kalan kanser hücrelerini ortadan kaldırmak gerekli olabilir.

Daha büyük veya daha hızlı büyüyen tümörler için, doktorlar, ameliyat öncesi kemoterapi veya hormon tedavisi ile sistemik tedavi önerebilirler. Ameliyat öncesi diğer tedavilerin yapılmasının birçok faydası olabilir:

  • Tümör ameliyat öncesi küçülürse, mastektomi gereken kadınlar meme koruyucu cerrahi (lumpektomi) olabilir.
  • Ameliyat daha kolay gerçekleştirilebilir.
  • Doktorunuzun bazı tedavilerin daha iyi etki sağladığını öğrenmesine yardımcı olabilir.
  • Kadınlarda klinik deneme yoluyla yeni bir tedavi denemek mümkün olabilir.

Ameliyattan sonra, erken evre meme kanseri yönetiminde bir sonraki adım nüks riskini azaltmak ve kalan kanser hücrelerini temizlemektir. Bu kanser hücreleri saptanamaz, ancak kanserin hem lokal hem de uzak nüksetmesinden sorumlu olduklarına inanılmaktadır. Ameliyat sonrası verilen tedaviye “adjuvan tedavi” denir. Adjuvan tedaviler radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve/veya hormon tedavisi içerebilir. Adjuvan tedavi, nüks riskini azaltır; ancak hasta kanserin tekrarlama riskinden kurtulamaz. Evreleme ile birlikte, diğer araçlar prognozun tahmin edilmesine ve doktorunuzun adjuvan tedavi konusunda karar verebilmesine yardımcı olur.

Kanserli dokunun ameliyat ile kaldırılması mümkün değilse, doktorunuz başka kanser tedavi yolları tavsiye eder. Kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedavi ve/veya hormon tedavisi kanseri küçültmek için verilebilir.

Tekrarlayan kanser ve metastatik kanser için tedavi seçenekleri; ilk tedavinin nasıl yapıldığına ve ER, PR ve HER2 gibi yukarıda belirtilen kanserin karakteristiklerine bağlıdır.

Meme kanseri için en yaygın tedavi seçenekleri açıklamalarıyla birlikte aşağıda listelenmiştir. Tedaviler, kanser bakımının önemli bir parçası olan kanser belirtileri ve yan etkilerini tedavi etmeye yönelik de olmalıdır.

a) Ameliyat

Cerrahi operasyon sırasında tümör ve çevresindeki bazı sağlıklı dokular çıkarılır. Cerrahi ayrıca koltukaltı yakınındaki veya koltuk altı lenf düğümlerini incelemek için gerekebilir. Genellikle tümör küçükse hasta için daha fazla cerrahi seçenek vardır. Meme kanseri ameliyat türleri şunlardır:

  • Lumpektomi: Tümör ve tümörün çevresindeki küçük miktar kansersiz sağlıklı dokunun cerrahi yöntemle alınmasını içerir. DCIS ve invaziv kanser için, genellikle ameliyat sonrası kalan meme dokusuna radyoterapi tavsiye edilir. Lumpektomi de meme koruyucu cerrahi, kısmi mastektomi, kadranektomi veya segmental mastektomi olarak da adlandırılabilir.
  • Mastektomi: Tüm meme dokusunun ameliyatla çıkartılmasıdır. Mastektominin çeşitli türleri vardır.

Lenf Nodu Çıkarılması ve Analizi

Kanser hücreleri, bazı kanserlerde koltuk altı (aksiller) lenf düğümlerine yayılmış olabilir. Göğse yakın lenf nodlarının kanser hücreleri olup olmadığını öğrenmek önemlidir. Bu bilgiler, tedavi ve prognozu belirlemek için kullanılır.

  • Sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNB): Bu prosedür ile koltuk altında bulunan birkaç lenf bezi cerrahi olarak incelenir ve bu bezlerin çıkarılmasına gerek kalmayabilir. Daha küçük lenf nodu prosedürü, kişinin yaşam kalitesini etkileyebilen uzun süreli sorunları ve birkaç olası yan etki riskini azaltmaya yardımcı olur. Eğer sentinel lenf nodu, kanser olduğunu gösteriyorsa, daha sonra cerrah daha fazla lenf nodu kaldırarak kansere bakmak için aksiller lenf nodu diseksiyonu gerçekleştirebilir. Kanserin evresi, tümörün özellikleri ve sentinel lenf bezlerinde kanser miktarına göre değişir. Sadece bir ya da iki sentinel lenf düğümlerinde kanser varsa, lumpektomi ve radyoterapi planlanıyorsa, aksiller lenf nodu diseksiyonu gerekli değildir.
  • Aksiller lenf nodu diseksiyonu: Bu prosedürde cerrah kolun altındaki birçok lenf nodunu kaldırır ve daha sonra kanser hücreleri bir patolog tarafından incelenir. Kaldırılan lenf düğümlerinin gerçek sayısı kişiden kişiye değişir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, küçük miktarlarda sentinel lenf düğümleri ile erken evre meme kanseri olan kadınlarda aksiller lenf nodu diseksiyonunun gerekli olmayabileceğini göstermiştir. Kanser sentinel lenf düğümünde bulunursa, ek lenf düğünlerini kaldırmak için daha fazla ameliyata gerek olup olmadığı belirli koşullara bağlı olarak değişir.

İnvaziv kanserli hastaların çoğunda sentinel lenf bezi biyopsisi veya aksiller lenf nodu diseksiyonu gerekir. Herhangi bir ameliyattan önce lenf bezlerinde kanser bariz bir bulgu olduğu takdirde, tek başına bir sentinel lenf nodu biyopsisi yapılması mümkün değildir. Bu durumda, tam aksiller lenf nodu diseksiyonu tercih edilir. Normalde kanser DCIS olduğunda yayılma riski çok düşük olduğundan lenf nodları değerlendirmeye alınmaz. Ancak cerrah DCIS tanısı konulan hastalarda sentinel lenf nodu biyopsisi ya da mastektomi ihtiyacı düşünebilir. İnvaziv kanserin birazı mastektomi sırasında DCIS’lı bulunursa, lenf düğümlerinin sonra değerlendirilmesi gerekecektir. Meme dokusu mastektomi ile kaldırıldıktan sonra, boya enjekte yeri belli olmadığından sentinel lenf düğümlerini bulmak daha zordur.

Rekonstrüktif (plastik) Cerrahi

Mastektomi olan kadınlar meme rekonstrüksiyonu istemeyi düşünebilir. Bu prosedür sentetik implantlar veya vücudun başka bir yerinden alınan dokular ile meme formu oluşturmayı içerir. Meme rekonstrüksiyonu genellikle bir plastik cerrah tarafından yapılır.

Aşağıda açıklanan teknikler tipik olarak yeni bir göğüs şekillendirmek için kullanılmaktadır.

  • İmplantlar
  • Doku flep prosedürleri

Meme rekonstrüksiyonu seçenekleri hakkında daha fazla bilgi almak için doktorunuzla konuşunuz. Plastik cerrahi düşündüğünüzde, implantlar ve flep prosedürleri de dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerin artılarını ve eksilerini doktorunuza danışın.

Dış Meme Formları (protez)

Dış meme protezi ya da yapay meme formu, rekonstrüktif cerrahi planı olmayan veya bu planını erteleyen kadınlar için bir seçenek sunar. Bunlar mastektomi sütyen içine sığabilecek şekilde silikon veya yumuşak bir malzemeden yapılmış olabilir. Meme protezi her kadın için iyi bir uyum ve doğal görünüm sağlamak amacıyla yapılır.

Cerrahi Seçeneklerin Özeti:

Özetlemek gerekirse, meme kanserinde cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:

  • Göğüsten kanserin çıkarılması: Lumpektomi veya kısmi mastektomi ardından neredeyse her zaman radyoterapi veya mastektomi takip eder.
  • Lenf nodu değerlendirmesi: Sentinel lenf nodu biyopsisi ve/veya aksiller lenf nodu diseksiyonu.

Kadınlar hangi cerrahi seçeneğin onlar için doğru bir karar olacağını doktorlarıyla konuşmaya teşvik edilmelidir. Mastektomi gibi daha agresif cerrahi her zaman daha iyi seçenek değildir ve daha çok komplikasyona yol açabilmektedir. Lumpektomi ve radyoterapi kombinasyonu ile aynı göğüste veya çevresinde kanserin geri gelmesi riski biraz daha yüksektir.

Lumpektomi tercih eden kadınların uzun süreli hayatta kalma oranı mastektomi olanlar ile tamamen aynıdır. Diğer memede yeni bir kanser gelişme riski çok yüksek olan kadınlarda ikili mastektomi düşünülebilir. Bu durum her iki memede de kanser veya BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu olan kadınları içermektedir.

Ayrıca BakınızKanser Ameliyatı Hakkında Bilinmesi Gereken Bilgiler

b) Radyoterapi

Radyoterapi rejimi genellikle belirli bir süre boyunca verilen belirli spesifik sayıda tedaviden oluşur. Yaygın olarak radyoterapi, lumpektomi sonrası verilir ve eğer önerilirse, adjuvan kemoterapi takip eder.

  • Adjuvan radyoterapi de mastektomi sonrası bazı kadınlara tavsiye edilebilir. Hastanın yaşı, tümörün boyutu, koltuk altında kanser içeren lenf nodu sayısı, ameliyatla kaldırılan tümör çevresindeki sağlıklı doku genişliği, ER, PR ve HER2 durumu gibi kriterler göz önüne alınır.
  • Neoadjuvan radyoterapi tümörün cerrahi ile daha kolay kaldırılması amacıyla küçültmek için ameliyat öncesinde verilen bir tedavidir. Bu yaklaşım oldukça nadirdir ve sadece tümör ameliyatla çıkarılamayacağı zaman kabul edilir.

Radyoterapi bazı yan etkilere neden olabilir. Yorgunluk, göğsün şişmesi, deride renk değişikliği, kızarıklık veya hiperpigmentasyon, deride ağrı veya yanma, bazen kabarma veya soyulma da olmak üzere bazı yan etkiler görülebilir. Çok nadiren, akciğerin küçük bir miktarı radyasyondan etkilenebilir; zatürre (pnömoni) veya akciğer dokusunda radyasyon ile ilişkili şişlik olabilir.

Ayrıca BakınızRadyoterapi Nedir? Hedefleri ve Çeşitleri Nelerdir?

c) Sistemik Tedavi

Sistemik tedavi, vücuda yayılmış kanser hücrelerine ulaşmak için ağızdan veya damar yoluyla kan dolaşımına alınan tedavi yöntemidir. Meme kanseri için kullanılan sistemik tedavinin üç genel kategorisi vardır: kemoterapi, hormonal tedavi ve hedefe yönelik tedavi. Her tedavi aşağıda daha ayrıntılı olarak tarif edilmektedir. Tedavi seçenekleri kanser, genel sağlık ve tedavi tercihleri hakkında bilgilere dayanmaktadır.

d) Kemoterapi

Kemoterapi, kanser hücrelerinin çoğalma ve bölünme yeteneğini durdurmak için kanser hücrelerini yok etme amacıyla ilaç kullanılmasıdır. Meme kanseri tanısı konulan her kişinin kemoterapiye ihtiyacı yoktur.  Kemoterapi tedavisinin uygun bir seçenek olup olmadığını karar verirken doktorunuz çeşitli faktörleri dikkate alır. Bu faktörler şunlardır:

  • Meme kanserinin türü ve evresi
  • Kemoterapinin göstereceği etki
  • Tedavinin genel hedefleri

Kemoterapi büyük bir tümörü küçültmek ve cerrahi kolaylaştırmak için ameliyat öncesi verilebilir. Buna neoadjuvan veya preoperatif kemoterapi denir. Ayrıca adjuvan kemoterapi nüks riskini azaltmak için ameliyattan sonra verilebilir. Kemoterapi ayrıca, eğer bir hastada metastatik meme kanseri nüksetmesi varsa verilebilir.

e) Hormon Tedavisi

Hormon tedavisi, aynı zamanda “endokrin tedavisi” olarak da adlandırılır. Erken evre ve metastatik meme kanserinin her ikisinde de östrojen veya progesteron reseptörleri için test pozitifse, çoğu tümörler için etkili bir tedavi yöntemidir. Hastalığın erken evresinde tek başına ya da adjuvan veya neoadjuvan kemoterapi sonrası kullanıldığı zaman, hormonların engellenmesi meme kanseri nüksetmesini ve ölümü önlemeye yardımcı olabilir. Hormonal tedavi, metastatik meme kanseri tedavisi gibi kanserin küçülmesinde ve kansere bağlı semptomların iyileşmesinde etkilidir.

f) Hedeflenmiş Tedavi

Hedefe yönelik tedavi, kanserin büyümesi ve hayatta kalmasına katkıda bulunan spesifik bir gen, protein ya da doku çevresine hedefli tedavi yöntemidir. Bu tedaviler çok odaklıdır ve kemoterapiden farklı çalışırlar. Bu tür bir tedavi, sağlıklı hücrelere zararı sınırlandırarak kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını engeller.

Son çalışmalar, tüm tümörlerin aynı hedefleri olmadığını göstermektedir. Bu deneysel olarak kabul edilse de en etkili tedaviyi bulmak için, doktorunuz, tümörün gen, protein ve diğer faktörlerini belirlemek amacıyla testler yapabilir. Ayrıca, birçok araştırma çalışmaları spesifik moleküler hedeflere ve bunlara yönelik yeni tedaviler hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla devam etmektedir.

Meme kanseri için onaylanmış ilk hedefe yönelik tedaviler hormonal tedavilerdir. Ardından, HER2 hedefe yönelik tedaviler, HER2-pozitif meme kanseri tedavisinde onaylanmıştır. Yeni ilaçlar (palbociclib ve Everolimus içeren) metastatik ER-pozitif HER2-negatif meme kanseri için onaylanmış hedeflenmiş tedavilerdir. Hedeflenmiş tedavi aynı zamanda kemiğe yayılmış kanserin büyümesini önlemek ve kemik sağlığını korumak için de kullanılır. Spesifik ilaçların olası yan etkileri hakkında doktorunuzla konuşunuz.

Meme Kanseri: Risk Faktörleri

Genel olarak, çoğu meme kanseri sporadik, yani; kişinin genlerinde şans eseri hasar görmesidir, kalıtsal değildir. Bu genin kişinin çocuklarına geçme riski yoktur. Kalıtsal meme kanserleri daha az yaygındır, tüm meme kanseri vakalarının %5 ila %10’unda görülür. Mutasyon denilen gen değişiklikleri aile içinde bir nesilden diğerine aktarılır.

Meme kanseri riski göz önüne alındığında, ailede meme kanseri öyküsü ve meme kanserine yakalanan çoğu kadında belirgin risk faktörlerinin olmadığını hatırlamak önemlidir. Çoklu risk faktörleri meme kanseri gelişimini etkiler. Bu da, tüm kadınlar göğüslerindeki değişikliklerin farkında olmalı, düzenli meme muayenesinden geçmeli ve mamogram testi yaptırmalı anlamına gelir

Aşağıdaki faktörler kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırabilir:

Yaş: Kadınlar yaşını aldıkça meme kanseri gelişme riski de yükselir, Özellikle 50 yaş üzeri kadınlarda çoğu kanserin gelişme riski yüksektir.

Kişisel meme kanseri geçmişi: Göğsünün birinde meme kanseri geçirmiş olan kadınların hiç risk faktörü olmadığı halde diğer göğüslerinde de ikinci meme kanserinin gelişme riski yılda %1 ila %2’dir. Bu risk bazı kadınlarda hormon tedavisi gibi tedaviler ile indirgenebilir.

Ailede meme kanseri öyküsü: Ailenizde geçmişte meme kanseri olan biri varsa, siz de risk altında olabilirsiniz.

Kalıtsal risk/Genetik yatkınlık: Meme kanseri riski ile bağlantılı çok sayıda kalıtsal genler bulunmaktadır. En yaygın bilinen gen mutasyonları meme kanseri genleri 1 ve 2’dir. Bunlara genellikle BRCA1 veya BRCA2 denir. Bu genlerin üzerinde mutasyonlar, meme ve yumurtalık kanseri riski yanı sıra, diğer kanser türlerine bağlıdır. Bu genler üzerinde mutasyon varsa, erkeklerde meme kanseri riskinin yanı sıra, prostat kanseri riski de artar.

Kişide meme kanseri riskini arttırabilen diğer gen mutasyonları ve kalıtsal durumlar; Lynch sendromu, Cowden sendromu (CS), Li-Fraumeni sendromu (LFS), Peutz-Jeghers sendromu (PJS) ve ataksi telenjiektazi (A-T) olabilir.

Meme kanseri riskinin artmasına neden olabilecek diğer genler de bulunmaktadır. Meme kanseri riskini etkileyebilecek diğer genleri bulmak için araştırmalar devam etmektedir.

Yumurtalık kanseri öyküsü: Eğer yumurtalık kanseri kalıtsal bir mutasyon yüzündense, yumurtalık kanseri öyküsü meme kanseri riskini artırabilir. BRCA1 veya BRCA2 gibi meme kanseri geni mutasyonları, büyük ölçüde yumurtalık ve göğüs kanserlerinin riskini artırır.

Östrojen ve progesterona maruz kalma: Östrojen ve progesteron, meme gelişimi ve gebelik gibi ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimini kontrol eden kadın hormonlarıdır. Yaş ve menopoz ile birlikte bir kadında östrojen ve progesteron üretimi azalır. Bu hormonlara uzun süreli maruz kalma meme kanseri riskini arttırmaktadır.

  • 11 ya da 12 yaşından önce adet görmeye başlayan veya 55 yaşından sonra menopoza giren kadınlarda meme kanseri riski biraz daha yüksektir. Çünkü meme hücreleri östrojen ve progesteron hormonlarına daha uzun süre maruz kalmıştır.
  • 35 yaşından sonra ilk gebe kalan ya da tam süreli gebeliği olmayan kadınların meme kanseri riski daha yüksektir. Gebelik, meme kanserine karşı korunmaya yardımcı olabilir. Çünkü olgunlaşmanın son safhasında meme hücrelerini iter.

Menopoz sonrası hormon replasman tedavisi (HRT): Menopozdan sonra östrojen ve progesteron hormon tedavisi, genellikle postmenopozal hormon tedavisi olarak adlandırılır ve son beş yıl içinde ya da birkaç yılda bir kadında meme kanseri riskini artırır.

Ayrıca BakınızMenopoz ve Kanser Riski

Oral kontraseptif veya doğum kontrol hapları: Bazı çalışmalar, oral kontraseptiflerin meme kanseri riskini artırdığını ortaya koymaktadır. Ancak bazı çalışmalar da gebeliği önlemek için kullanılan doğrum kontrol haplarının meme kanseri riski ile bağlantılı olmadığını göstermiştir. Bu konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Irk ve etnik köken: Irk ne olursa olsun, cilt kanserinin yanı sıra meme kanseri kadınlarda en sık tanısı konulan kanser türüdür. Beyaz kadınlarda siyahi kadınlara göre meme kanserine yakalanma olasılığı daha yüksektir; ancak 45 yaşından genç kadınlarda, hastalık beyaz kadınlara göre siyahi kadınlarda daha sık görülür.

Atipik hiperplazi: Bu teşhis ileride meme kanserine yakalanma riskini artırır ve meme biyopsisinde bulunan anormal ama kanserli olmayan hücrelerle karakterize edilir.

LCIS: Bu tanı lobül veya meme bezlerinde bulunan anormal hücreleri ifade eder. Bir memede LCIS, gelecekte invaziv meme kanserine yakalanma riskini artırır. İnvaziv kanser, çevre dokulara yayılan kanser türüdür.

Yaşam tarzı faktörleri: Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, çalışmalar çeşitli yaşam tarzı faktörlerinin meme kanseri gelişimine katkıda bulunduğunu göstermeye devam etmektedir.

  • Kilo: Son araştırmalar, fazla kilolu ya da obez olan kadınların meme kanseri riski taşıdığını gösteriyor ve aynı zamanda tedaviden sonra kanserin nüksetme riskinin de daha yüksek olduğunu gösteriyor.
  • Fiziksel aktivite: Artan fiziksel aktivite, meme kanserine yakalanma riskini düşürür ve kanser tedavisi sonrası yeniden nüksetme riskini de azaltır. Düzenli fiziksel aktivite, kadınların sağlıklı vücut ağırlığını korumaya, hormon düzeylerini düşürmeye ve bir kadının metabolizması ve bağışıklık faktörlerindeki değişikliklere neden olan meme kanserine karşı koruyabilir.
  • Alkol: Günümüzde yapılan araştırmalar, günde iki veya daha fazla alkollü içecek içilmesinin meme kanseri riskini arttırdığı ve tedavi sonrası yeniden kanserin nüksetme olasılığını yükselttiğini gösteriyor.
  • Gıda: Belirli gıdalardan kaçınmanın meme kanseri riski veya nüksetme olasılığını azalttığına dair güvenilir bir araştırma yoktur. Ancak, daha fazla meyve ve sebze yemek ve daha az hayvansal yağlar tüketmek birçok sağlık faydaları ile ilişkilidir.

Sosyo-ekonomik faktörler: Tüm ırk ve etnik gruplarda daha zengin kadınların aynı gruplarda daha az varlıklı kadınlardan meme kanserine yakalanma riski daha yüksektir. Bu farkın nedeni bilinmemektedir, ancak diyet değişimleri, çevresel maruziyet ve meme yoğunluğu gibi diğer risk faktörlerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Buna karşılık, daha az varlıklı kadınların meme kanseri tanısının ileri evresinde konulma olasılığı yüksektir, hayatta kalma şansları daha zengin kadınlara göre daha az olasıdır.

Radyasyon: Genç yaşta iyonizan radyasyona maruz kalma. Örneğin; Hodgkin lenfoma için terapötik radyasyon görmek meme kanseri riskini arttırabilir. Ancak, bir kadın bir yıllık mamogram sırasında aldığı radyasyon çok az miktardadır ve meme kanseri riskinde artış ile bağlantılı bulunmamıştır.

Meme yoğunluğu: Yoğun meme dokusu, mamografi gibi standart görüntüleme testleri ile tümörü bulmayı daha zor hale getirebilir. Meme yoğunluğu yüksek düzeyde östrojen sonucu olabilir, ayrı bir risk faktörüdür ve genellikle yaşla birlikte azalır.

Meme Kanseri: İstatistikler

Kadınlarda diğer kanser türlerinden daha fazla meme kanseri tanısı konmaktadır. Bu yıl ABD’de tahminen 246.000 kadına invaziv meme kanseri tanısı konmuştur. 61,000 kadında ise in situ meme kanseri teşhis edilmiştir. Yaklaşık 2600 erkeğe de meme kanseri tanısı konmuştur. Erkekler de meme kanserine yakalanabilirler; ancak erkeklerde meme kanseri çok nadir görülür ve tüm meme kanseri vakalarının %1’inden daha azını oluştururlar. Yine, bu yıl ABD’de yaklaşık 40.890 insanın (40.450 kadın ve 440 erkek) meme kanserinden yaşamını yitirmesi tahmin edilmektedir.

Meme kanseri olan insanlar için ortalama 5 yıllık sağ kalım oranı %89’dur. 10 yıllık sağ kalım oranı %83 ve 15 yıllık sağ kalım oranı %78’dir. Eğer kanser sadece memede bulunuyorsa, meme kanseri olan kişilerin 5 yıllık göreli sağ kalım oranı %99’dur. Olguların %61’inde bu aşamada teşhis edilir. Kanser, bölgesel lenf düğümlerine yayılmış ise, 5 yıllık sağ kalım oranı %85’dir.Kanser vücudun başka bir bölümüne de yayılmışsa, 5 yıllık sağ kalım oranı %26’dır.

Meme kanseri tanısı konulan kadınların yaklaşık %5’inde metastatik kanser vardır. Kanser daha ileri bir aşamada olsa bile, yeni tedaviler meme kanseri olan birçok kişinin en azından bir süre için iyi yaşam kalitesini korumaya yardımcı olur.

Önerilen Makaleler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz