Web sitemize hoşgeldiniz, 12 Aralık 2017

Kanser Tedavisi Sonrası Kadınlarda Kısırlık ve Doğurganlık Sorunu

Kanser tedavilerinin birçoğu doğurganlığı etkileyebilir. Bu etki geçici veya kalıcı olabilir. Doğurganlık, gebe kalma yeteneğidir. Kısırlık ise, hamile kalamamak ya da hamileliği korumanın mümkün olmaması durumudur.

Kanser teşhisi konulduktan sonra, kanser tedavisine başlamadan önce bu tedavi yöntemlerinin doğurganlığı nasıl etkileyebileceği konusunda sağlık ekibiniz ile konuşunuz. Ayrıca, doğurganlığı korumak için seçenekleriniz hakkında da sorular sorunuz.

Kanser Tedavisi Doğurganlığı Nasıl Etkiler?

Kanser hastalığı ve kanser tedavisine bağlı doğurganlık problemleri 2 ana şekilde gerçekleşir:

  1. Üreme organlarının hasar görmesi (yumurtalıklar, fallop tüpleri, rahim ve serviks gibi)
  2. Hormon üretimi de yapan organların hasar görmesi (yumurtalıklar gibi)

Yumurtalıklar çok önemlidir. Bunlar, bir kadının yumurta deposu organlarıdır. Yumurtalıkların hasar görmesi, yumurtalık rezervinde düşüşe sebep olabilir. Yumurtalık rezervi, her iki yumurtalıkta olgunlaşmamış yumurta toplam sayısıdır. Sağlıklı yumurta kaybı, kısırlık ve erken menopoz sorunlarına neden olur.

Doğurganlığı Etkileyen Kanser Tedavileri

Aşağıdaki kanser tedavileri ile doğurganlık ile ilgili olası yan etkileri arasında bağlantı olabilir.

  • Kemoterapi, özellikle alkile edici ajanlar olarak adlandırılan ilaçlar doğurganlığı etkileyebilir.
  • Kök hücre/kemik iliği nakli için bütün vücuda radyoterapi doğurganlığı etkileyebilir.
  • Karın, pelvis, alt omurga, yumurtalık ve yumurtalık yakınları, beyindeki hipofiz bezi ve rahme radyoterapi de doğurganlığı etkileyebilir.
  • Üreme organlarının herhangi birinin cerrahi olarak çıkarılması:
    • Histerektomi denilen bir yöntemle rahim
    • Trakelektomi veya histerektomi yöntemi ile serviks
    • Ooferektomi denilen yöntemle bir veya her iki yumurtalık
  • Pelvik lenf düğümlerinin cerrahi olarak kaldırılması

Not: Eğer doğurganlık konusunda endişeleriniz varsa, mutlaka doktorunuzla konuşunuz.

Kanser Tedavi Sonrası Doğurganlık Değerlendirmesi

Eğer kanser tedavisi sonrası adet dönemleri varsa, hala hamile kalmanız mümkün olabilir. Ancak, devam eden regl periyotları doğurganlık kanıtı değildir. Bazı kadınlarda, kanser tedavileri adet dönemlerinin durmasına, yani erken menopoza neden olabilir ve kalıcı kısırlığa yol açabilir. Diğer durumlarda ise, regl dönemleri kanser tedavisi sürecinde durabilir, ancak zamanla düzene girer. Birçok kanser ilaçları yumurtalık rezervini azaltır ve kemoterapiden sonra adet gören kadınlarda hala doğurganlık düşük olabilir. Genellikle yaşlı kadınlarda ve yüksek doz kemoterapi ile radyoterapi alan kadınlarda adet kanamaları düzene girmesi uzun zaman alır. Ayrıca, bu kadınlarda tedavi sonrası yeniden adet görme olasılığı daha düşüktür.

Bir kadın kanser tedavisi devam ederken regl periyotları devam etse ve hala doğurgan olsa bile, erken menopoza girme ve doğurganlığın azalması riski vardır. Eğer geçmişte kemoterapi veya radyoterapi tedavileri aldıysanız ve doğurganlık ile ilgili endişeleriniz varsa, doktorunuzla konuşunuz. Doktorunuz duyarlı hormonal testler ile yumurtalık rezervi testleri için sevk edebilir.

Yaşlı kadınlar ile kıyaslandığında, çocuklar ve genç kadınların yumurtalık rezervi daha büyüktür. Bu nedenle, bu grupta tedavi sonrası erken menopoz ve kısırlık riski daha düşüktür. Ancak, bu genç kadınların kanser tedavisi sonrası doğurganlığını kaybetmeyeceği anlamına gelmez. Pelvik ve alt karına radyoterapi ve güçlü kemoterapi tedavisi, erken menopoz ve doğurganlığın azalması riskini ortaya çıkarabilir.

Kanser Tedavisi Sonrası Hamile Kalmak

Bir kadının kanser tedavisi tamamlandıktan bir süre sonra hamile kalabilmesi için şunlara sahip olmalıdır:

  • En az bir sağlıklı yumurtalık ve yeterince sağlıklı yumurta
  • Bir sağlıklı fallop tüpü
  • Bebeğin büyüyebileceği sağlıklı rahim
  • Belirli hormonların ideal bir seviyede olması

Kanser tedavisi bittikten sonra, doktorunuz hamile kalmayı denemeden önce birkaç yıl beklemenizi önerebilir. Bu bekleme süresi; kanserin türü ve evresi, tedavi türü ve hastanın yaşına bağlıdır. Örneğin; hormonal tedaviler (tamoksifen gibi) alan kadınların 5 ila 10 yıl boyunca gebeliği geciktirmeleri gerekebilir.

Kanser Tedavisi Sonrası Doğurganlığı Koruma Seçenekleri

İdeal olarak, çoğu doğurganlık koruma prosedürlerinin kanser tedavisi başlamadan önce yapılması gerekir. Kullanılabilir seçenekler aşağıdakiler gibi çeşitli faktörlere bağlıdır:

  • Yaş
  • İlişki durumu
  • Fiziksel ve cinsel açıdan olgunluğun nasıl olduğu
  • Belirli prosedürler hakkında bir kadının duyguları

Doğurganlık konusunda uzmanlaşmış doktorlar, bazı seçenekleri keşfetmenize yardımcı olabilirler:

  1. Embriyo dondurma: Embriyo dondurma kadınlar için doğurganlık korunmasında en başarılı yöntemdir.
  2. Oosit (döllenmemiş yumurta) dondurma: Embriyo dondurmaya benzer bir prosedürdür. Ancak, yumurta sperm tarafından döllenmeden dondurulur.
  3. Fertilite koruyucu cerrahi: Servikal veya yumurtalık kanseri için bazı ameliyat türleri, kanseri tedavi edebilir ve bir kadının doğurganlığını korumasına yardımcı olabilir.
  4. Radyasyon tedavisinde yumurtalıkların korunması: Yukarıda açıklandığı gibi, her iki yumurtalığa radyoterapi kısırlığa neden olur. Bazı kadınlarda doğurganlığın korunması için tek yumurtalığa radyoterapi alınması mümkün olabilir.
  5. Yumurtalık dokusunun korunması: Bu araştırılan prosedür, yumurtalık dokusunun cerrahi olarak çıkarılması ve dondurulmasını içerir. Kanser tedavisinden sonra bu doku geri nakledilir.

Yukarıda yer alan doğurganlık seçeneklerinin her biri herkes için uygun değildir. Doğurganlık-koruma prosedürleri genellikle pahalıdır ve bunların etkinliği değişir. Ayrıca, zaten stresli bir zamanda ekstra stres eklerler. Bu konuda doktorunuzun düşüncelerini almanızı öneriyoruz.

Önerilen Makaleler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz